İş Hayatının Saçmalığı

Günümüzde iş hayatı, gerçekten yapmak istediğimiz şeylerin farkına varmadan bir ömür geçirmemize neden oluyor. Hepimizi birbirimize benzeterek aynı hedeflerin peşinden koşmamıza sebep oluyor.

Ortalama 80 yıl yaşadığımızı düşünürsek:

0-6: Pek net hatırlanmayan serbest bölge.

6-18: Bütün günün okulda geçirildiği her yıl bir önceki yılın tekrarı niteliğinde eğitim adı altında oyalandığımız 12 yıllık bir dönem.

18-22: Üniversite hayatı belki de herkesin yaşadığını en çok hissettiği dönem. Her ne kadar okusan da daha rahat hareket edebildiğin kendi kararlarını verebildiğin dönem. Çoğu insanın tekrar üniversiteye dönme hayalleri kurması “ah keşke tekrar üniversitede olsak” demesinin nedeni.

Aralarda askerlik işsizlik vs. diyelim. Ortalama olarak 25 yaşında işe başlıyoruz. Niçin? Dünya’da olanı dünyalılardan satın alabilmek için. Kayış burada kopmaya başlıyor.Temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir iş insana yetmiyor. Çünkü çevrendeki herkes bu oyunu oynadığı için sen de bu sunucu da aynı şekilde hayatta kalmaya çalışıyorsun. Araba almam lazım, ev almam lazım, telefon almam lazım diyoruz. Bunları aldıktan sonra 2. evi alma, arabayı telefonu yenileme dürtüsü geliyor. Bunların peşinden koşarken aslında sabah 9 akşam 6 (mesailer vs. saymıyorum.) ömrümüzü yitiriyoruz. Yılda 2 hafta tatil yapmak bize lüks geliyor fakat 2. ev hiç lüks gelmiyor. Oturmadığımız ev için kira ödeyip, sadece sabah ve akşam işe gitmek için kullanacağımız araba için borca giriyoruz.

1 yılda ortalama 250 iş günü var. Yani 1 yıl boyunca ortalama 115 gün tatil yapıyoruz(cumartesi-pazar tatil olduğunu düşünürsek). 60 yaşında emekli olacağımızı var sayarsak 35 yıl çalışacağız. Yani bu da 35 yıl boyunca 4025 gün tatil yapacağız demek oluyor. Yıla çevirirsek bu 35 yılın sadece 11 yılını keyfe keder geçireceğimiz anlamına geliyor. Hangimiz şu an oturduğumuz ofiste mutlu hissediyoruz bilmiyorum ama 11 yıllık özgürlük için 24 yıllık esaret hiç mantıklı gelmiyor.

Burada sistemi suçlayabiliriz ama sistemden önce bu girdabın içine kendini kaptıran, kendimizi suçlamamız gerekiyor. Günümüz dünyasında para kazanmak bir ihtiyaç, üretmeden var olmak insan doğasına aykırı. Fakat şunu unutmayalım: para bir araçtır. Bunu unuttuğumuz zaman insanlığımızı unuturuz.

Paylaş

Yorumlar